Blockchain ve Akıllı Sözleşmelerin Türk Hukukundaki Yeri

11 Ağustos 2025

Blockchain dendiğinde çoğu kişinin aklına hâlâ en büyük kripto para birimi olan Bitcoin geliyor. Oysa bu teknolojinin asıl potansiyeli, sadece para transferiyle sınırlı değil. Akıllı sözleşmeler (smart contracts) tam da bu potansiyelin en somut örneklerinden biri. Basitçe anlatmak gerekirse; bir sözleşmenin şartlarının kod satırlarına dönüştürülüp, bu kodun blockchain üzerinde otomatik olarak çalıştırılması. Ne noter, ne banka, ne de üçüncü bir aracı… Şartlar yerine geldiğinde işlem kendiliğinden gerçekleşiyor. Nihayetinde asıl gelecek, inovasyon burada başlıyor. Blockchain teknolojisi, doğru kullanıldığında birçok sektörde aktif bir şekilde yer edebilecek merkeziyetsiz bir yapıya dayanıyor.  

Türk Borçlar Hukuku açısından baktığımızda, akıllı sözleşmeler aslında “sözleşme serbestisi” ilkesinin dijital bir yansıması. TBK m. 26, tarafların kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla istedikleri şekilde sözleşme yapabileceklerini söylüyor. Dolayısıyla, teknik olarak akıllı sözleşmeler de bu kapsamda değerlendirilebilir.  

Tabii burada birkaç kritik soru var: 

  1. Bir blockchain üzerindeki kod, gerçekten bir “sözleşme” midir?
  2. Taraflardan biri sözleşmenin koşullarını ihlal ederse, geleneksel hukuk mekanizmaları devreye girebilir mi?

Mevzuatımızda akıllı sözleşmelere dair doğrudan bir düzenleme yok. Ancak içerdiği hükümler Türk hukukuna uygun olduğu sürece, bu sözleşmelerin geçerli olması mümkündür. Burada önemli olan, akıllı sözleşmenin dijital formatının, hukuki ispat açısından nasıl değerlendirileceğidir. Türk hukukunda yazılı şekil zorunluluğu gerektiren sözleşmeler (örneğin gayrimenkul satışları, TBK m. 237) blockchain üzerinden yapılsa bile, bu şekil şartı sağlanmadıkça geçerli olmaz.

Bunun dışında e-ticaret, kira, hizmet sözleşmeleri gibi alanlarda akıllı sözleşmeler çok daha rahat uygulanabilir. Örneğin bir kiralama süresi bittiğinde, blok zinciri üzerinde otomatik olarak depozitonun iade edilmesi gibi işlemler tamamen insan müdahalesi olmadan gerçekleşebilir. Fakat, burada dikkat etmemiz gereken konu şu; 

2 Temmuz 2024 tarihli 7518 sayılı Kanun 

2 Temmuz 2024 tarihli 7518 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 6493 sayılı Kanun. Türkiye’de kripto varlıkların ödeme aracı olarak kullanılması hâlâ yasak. Yani bir kira sözleşmesinde “Aylık kira bedeli: 0,01 BTC” yazmak, hukuken geçersizdir. TBK m. 27 gereği, kanuna aykırı edim kesin hükümsüz sayılır. Dolayısıyla blokzincir üzerinde mükemmel çalışan bir akıllı sözleşme bile, kripto ile kira ödemesi şartı içeriyorsa Türk hukukunda bağlayıcı olmayacaktır.  

Bu durum, “teknoloji hazır ama hukuk henüz izin vermiyor” ikileminin net bir örneği. Blokzincir üzerinden otomatik ödeme, teminat bloke etme, hatta kira süresi bitince dijital anahtarların devri gibi işlemler teknik olarak mümkün olsa da, Türk hukukunun ödeme araçları konusundaki kısıtlamaları nedeniyle şimdilik yalnızca teoride kalıyor. Elbette bu kanunun "fintech" sektörü özelinde olduğunun ve kira sözleşmesinin bir "ticaret" olduğunu varsayarsak, durumu farklı yorumlayabiliriz fakat nihayetinde kripto paralar ile bir fintech oluşumu yasaklanmış ise, kripto para ile ticaretin yasaklandığı sonucuna varabiliriz veya en azından tereddüt edebiliriz.

 

Akıllı sözleşmeler, hukukun temel prensipleriyle çatışmadığı sürece Türk hukukunda yer bulabilir. Gayrimenkul satışında tapu işlemleri, e-ticarette otomatik ödeme talimatları, tedarik zincirinde teslimat onayı gibi alanlarda bu teknolojinin potansiyeli çok yüksek. Ancak kripto ile ödeme yasağı gibi mevzuat engelleri, teknolojinin bazı kullanım alanlarını kapatıyor. Gelecekte mevzuatın bu engelleri kaldırması hâlinde, blokzincir tabanlı sözleşmelerin sadece teknoloji meraklılarının değil, avukatların ve hâkimlerin de günlük pratiğinin bir parçası olacağını öngörmek güç değil.